Haber: Caner AKTAN
(TUNCELİ) – Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü’nün “2026 Yılı En İyi Turizm Köyü Programı”nda Türkiye’den aday gösterilen Tunceli’nin Ziyaret Köyü sakinleri, köyün turizm ile öne çıkmasının önemli olduğunu ancak ziyaretçilerin köyün doğal ve kültürel mirasına saygı göstermesini istediklerini bildirdi.
Tunceli’nin Ovacık İlçesi’nde bulunan Ziyaret Köyü, Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü (UN Tourism) tarafından yürütülen “En İyi Turizm Köyü 2026 Programı” kapsamında Türkiye’den Çanakkale Adatepe Köyü, İzmir Sığacık Mahallesi ve Muğla Eski Datça Mahallesi ile birlikte aday gösterildi.
Doğal güzellikleri, kültürel mirası, inanç değerleri ve özgün yaşam dokusuyla öne çıkan köyün sakinleri, bundan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Bununla birlikte ziyaretçilerden köyün kültürel ve doğal mirasına saygı göstermesini istedi.
Ziyaret Köyü Munzur Baba Dergâhı Cemevi Başkanı Erol Güngören, köyün turizm alanında öne çıkmasının önemli olduğunu ancak bunun inanç değerleri pahasına gerçekleşmemesi gerektiğini söyledi.
Güngören, “Turizm köyü” ile ilgili tabii endişeleri bulunduklarını ifade ederek, “Biz her şeyden önce inançsal tarafıyla öne çıkmak istiyoruz. Burası Alevi köyü. Alevilerin yoğun yaşadığı bir yer olduğu için Alevi kültürünün ve Alevi inancının ön plana çıkmasını istiyoruz” dedi.
Turizm faaliyetlerinin doğal ve kültürel mirasa zarar vermemesi gerektiğini vurgulayan Güngören, şöyle konuştu:
“Turizm köyü adı altında ne Munzur Gözeleri ne Ovacık ne de Ziyaret Köyümüz herhangi bir tahribatla karşı karşıya kalmamalı. Turizm köyü adı altında inancımız yok olmasın. Munzur Baba’nın kültürü, efsanesi, Munzur Baba inancı ve aşkı yok olmamalı. Öncelikle inançsal tarafımızla öne çıkalım ki kültürümüz, geçmişimiz, babamızdan dedemizden aldığımız miras yok olmasın. Bizim hedefimiz budur.”
“SUYA, DOĞAYA VE BİTKİLERE ZARAR VERMEMELERİ GEREKİYOR”
Munzur Gözeleri’nin inanç açısından taşıdığı öneme değinen Güngören, ziyaretçilerin kutsal kabul edilen alanlara özen göstermesi gerektiğini belirterek, “İnsanlar buraya geldiklerinde Munzur Baba suyuna ayaklarıyla, bedenleriyle girmemeleri gerekiyor. Elbette ellerini, yüzlerini yıkasınlar, suyunu içsinler ama kirletmemeleri gerekiyor. Suya, doğaya ve bitkilere zarar vermemeleri gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Turizm hareketliliğinin ardından ortaya çıkabilecek çevresel tahribatın köy halkını doğrudan etkileyeceğini dile getiren Güngören, “Turizm köyü adı altında eğer inancımız, inançsal tarafımız ve Munzurumuz zarar görürse bunlarla ilgili en çok üzülecek kişi yine biziz. Çünkü biz bu köyde yaşıyoruz. Misafirlerimiz bir gün, iki gün ya da birkaç ay kalıp gidiyor. Geriye kalan tahribat ise bize kalıyor, biz temizliyoruz. Değerlerimize, inançlarımıza ve doğamıza sahip çıkarsak hiçbir sıkıntı olmaz” dedi.
Köy halkının da aynı hassasiyetleri taşıdığını ifade eden Güngören, “Toplum da aynen böyle düşünüyor. Köyümüzün adının ‘Ziyaret’ olması, burada çok sayıda ziyaret yerinin bulunması ve rivayetlere göre Munzur Baba’nın burada yaşamış olması köyümüzün kimliğini oluşturuyor. Sürekli insanlarımızla bir araya geliyor, cemevimizde sohbet ediyoruz. Öncelikle burada 365 gün yaşayan köylülerimizin ne düşündüğü önemli. Onlar da doğamızın ve inancımızın korunmasını istiyor” diye konuştu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından belirlenen aday köyler, tarihi mirasın korunması, yerel yaşamın sürdürülebilirliği ve turizmde kalite odaklı gelişim kriterleri çerçevesinde değerlendiriliyor.



